08 Şubat 2006


Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında.
Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya...
En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.
Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan,
gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.
Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden.
Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler
saplamaktadır..
Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.
İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur
seli...
Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın!
Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın;
o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
Her damla, daha çok kadın yapar kadınları.Her damla bir derstir çünkü.
Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki,
değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri.
Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.
İçlerindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar.
Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler.
Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir.
Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine
sarılmayı...
Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça,
o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür...
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp,
yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye;
hepsi kariyer derdinde olan..Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki,,
o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına
inanıyorlar,o yüzden kendilerine sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar,onları hak etmedi;
hem de hiçbir zaman!
Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların..
E o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.
Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık.
Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!..

06 Şubat 2006

E kişisi ve annesi H arasında geçen bir olay. önceki gün E anne pilav yapıcam demiştir.H ise karşı çıkmıştır. ve ilerleyen gün içerisinde...
E eve gelir. ve M ile konuşmaya başlar. (H namaz kılmaktadır)
E : _ karar verdim pilav yapıcam der...
H: _ esselamualeykum ve rahmetullah - yap - esselammualeykum ve rahmetullah

E ve M kopar ve bizlere de Allah kabul etsin ,
H ' ye ise ; _ Allahumme entesselamu ve minkesselam,tebarekte ya zel celali vel ikram demek düşer. bu postta böylelikle son bulmuş olur.

04 Şubat 2006

bir aşkın izlerini yok edecek başka bir aşk sipariş edildi yeniden
bir şehre yağmur yağdı ben ağladım
.......................
bir aşktan diğerine kaç saatte gidiliyordu
soyulur muydu kabuğu hayatın
yoksa tüm vitamini kabuğunda mıydı
yağmur şehre bir yağdı ben ağladım
.......................
yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
......................
ben sevmeyi beceremedim
belki de sevilmeyi
benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
ben yağmur ağladım bi şehre yağdı
ben şehre ağladım, bir yağmur yağdı
ben bir ağladım, şehre yağmur yağdı
ben, yağmur, ağladım..

03 Şubat 2006

1927 doğumlu anneannem... adı Mavili :) ozamanlar mavili diye bir türkü varmış.(kayahan'ın ki değildir herhalde :p) ondan esinlenmiş büyük büyük dedem :)

"akşam" tv izlenmektedir. bir aile kahvaltı yapmaktadır. konuşurlar falan.. anneannem der ki ;
_ şuna bak. akşam olmuş yeni kahvaltı yapıyorlar...
ah canım anneannem...
mim ile oturduk film izledik 2 tane.
simone ;
güzeldi. yazsak dedik bi program.kendimize. şöyle boyu boyuma huyu huyuma... :p

cevapsız arama.;

ıy.. iğrençti. gerçi mim ile düşünmüş olduğumuz korku filmi sahneleri vardı ama. sonunu anlamak nasip olmadı maalesef...

ve ben bir film daha aldım.. 2 gündür seyredemedim bir türlü. Love story. eskiilerden bi film.. zaten gerçek aşklar eski filmlerde kalmadı mı? evet kaldı. ben bizzat bunu denedim gördüm.
evet... dostum aşk diye birşey yok, aşk dediğin 3 günlük eğlence,bilemedin 5 gün sürsün kapılıpta sürünen çok...
burdan sesleniyorum.. gençler.. kapılmayın bu aşk gibi gözüken olaylara. hepsi boşş...